11 Şubat 2017 Cumartesi

Özür Diledi...

         Bilen bilir özür dilemeleri ve dileyenleri pek sevmem.. Çok kullanılınca pek bir kıymeti kalmaz benim için özür kelimesinin... Annem birkaç gün önce ben seni bebekken çok ağlattım, özür dilerim dedi. Aman anneciğim daha önce deseydin ya şunu ben hep kendimde hep etrafımda aradım şimdiki ağlamalı halimin nedenini, demek bebekken çok ağlamışım, bu halin tüm nedeni bu belki de... Artık ağlamıyorum ben, ağlıyorum da öyle sudan sebep şeylere değil, gerçek kayıplara ağlıyorum... Büyüyorum artık, büyümek istemediğim halde büyüyorum. Çekip gidesim var her şeyi herkesi arkamda bırakıp, cam bir kavanozun içinde yaşamak mesela ya da en diplerde bulunan ender nadir bir balık olmak, bir püf çiçeği olmak mesela bir rüzgar estiğinde ya da bir çocuk üflediğinde dağılmak... Öz- le- mek ne zor... Çocukluğunu özlemek, bir güvercin tüyünü özlemek, bir şarkıyı bile özlemek diye bir şey var, ne var sanki dinlersin tekrar ama o eskiden dinlediğin gibi gelmez ya kulağına, duyduğun başka bir tınıdır ya da tınısı aynıdır da sözleri farklıdır... 
İşte böyle gidemem ben buralardan özlerim en iyisi gidip İpek kuşumu seveyim, mükemmel bir enerjisi var kendisinin her derde deva, bol bol fotoğraf, video çekin diyorlar. Ya kokusu onu ne yapacağız, onu da saklayabilmenin bir yolu olsa keşke, bir kutuya koysak, özlediğimizde kutuyu açsak ne güzel olurdu...