29 Aralık 2009 Salı

bana paralel başka bir ben

Artık ben yokum oynamıyorum demek istiyorum. Gerçekten de sıkıldım oynamaktan büyümek istiyorum herkes büyüsün istiyorum... Niye ben hep en çok düşünen kısımda duruyorum bu yeri çok mu benimsediğimden, bu rol bana çok mu yakıştığından, oynayacak başka bir rol olmadığından mı ya da bu seçimi hayatın en başında mı yaptım ya da belki de öğretildim... Çoğu zaman sevdim durduğum yeri de bu aralar rahatsız ediyor, kırıyor beni geçer herhalde...
Bu ara paralel evrenler hikayesine takılı kaldım. Vazgeçtiğin her seçim için o yolda ilerleyen başka bir sen... Birbirine paralel ama tamamen farklı hayatlarda bir dolu sen. Belki de düşüncesiz bir ben de vardır bir yerlerde...

28 Aralık 2009 Pazartesi

Güzel Cumartesi

Cumartesi günü Laz Bakkal ın Ankara şubesindeydik sanki. Laz Bakkal yazmıyordu tabelasında ama Gazi Mahallesinde herkes orayı Laz Bakkal olarak biliyormuş. Marketin önüne mutfağa benzer camlı bir yer yapıp önüne de iki masa koymuşlar. Market sahibi balıkları temizliyor eşi pişiriyor. Kolanı gidip market dolabından kendin alıyorsun. Çatal bıçak yok titreyerek elinle yiyorsun özenle hazırlanmış hamsi tavanı... Salaş ama bir o kadar temiz. Eryaman a şube isteyenler, oturanlar kalkanlar evlerine pişmiş pişmemiş paket götürenler var. Bizim Laz Bakkalın çok fazla projesi var yaza ne yapılması konusunda. Balık sonrası tatlı koska helva :) Doğal, sevimli havaya rağmen sıcak bir yer :)
Öğleden sonra Avatar ı izledim. Yer bulmak kolay olmadı. Üç boyutlu olduğu için her sinemada tek salonda gösteriliyor. Aslında ön yargılıyımdır ben çok beğenilenlere. Best seller kitaplara, filmlere de hafif bir alerjim vardır nedendir bilmiyorum. Film çok fazla reklam almış reklamlarla birlikte üç saati geçti ama izlerken hiç bitmese dediğimi biliyorum. İkincisi, üçüncüsü ya da versiyonları çekilen filmleri de sevmiyorum ama kararsız kaldım bir tane daha olsa izlerdim galiba:)

23 Aralık 2009 Çarşamba

Yeniden Merhaba

Sevgili Blog,

Sonunda döndüm. Kağıt kalemin yerini tutmuyormuş dedim ama ofiste gün içinde gizli gizli yazabilmek aklıma gelenleri daha ağır bastı şimdilerde... Ne kadar sürer bilemiyorum. Canım arkadaşımın hazırladığı güzelim sayfa düzenim kayıplara karışmış anlamadım neden. Peri kızı büyütmekle meşgul olduğu için isteyemiyorum yenisini şimdilik bununla idare edeceğiz. Yıl bitiyor bir kar tanesi bile göremedim. Kasvetli karanlık bulanık günler var Ankara da. Geçenlerde yine büyük bir hata yapıp asker uğurlamaya gittim. Aştiye 23:00 itibariyle girip hiç park edemeden 01:30 itibariyle çıkabildim. Artık sözüm olsun oğlum olsun ne yemin törenine ne askere uğurlamaya gitmeyeceğim diyorum ama büyük de konuşmamak gerek. Ben yokken neler oldu? Hepsini birbirine bağlayamayacağımdan korkuyorum şöyle böyle deyineyim gitsin.

Bu ara bir kandırmacadır gidiyor. Kimse kimseye karşı dürüst değil. Söyleyemiyorlar ne düşünüyorlarsa en masumu korkaklar kırmaktan incitmekten belki kaybetmekten korkanlar ama diğerleri kadar ortaklar suça.
Yeniden tango ya başladım, sanmayın bir eş buldum şimdilik sevgili kuzenim ve ben eşsiz eşsiz takılıyoruz bakalım nereye kadar gidecek.
Sonunda nihayetinde ve bu anlama gelen ne kadar sözcük varsa bir pasaportum oluyor. Başarıp da alabilirsem ki beni riskli grupta görüyorlarmış en yakın zamanda bir İngiltere vizem olacak :)
Elmayra aşık oldu. Tecrübelerime ki bu konuda onlara hiç güvenmemem gerek ama yine de dayanarak eziyettir dedim dinletemedim :) Ama o ablasından akıllıdır.
Efe kağıttan Noel Baba yapmış. Ayşe ofise götürebilir miyim duvarıma asarım dedi. Efe cevap vermeden bana baktı sen almak ister miydin? Hiç kimsenin değil de Efe nin birinci gelen adamı olma durumumu seviyorum. İkinci gelenler bu durumu çok kıskansalarda :)
Okuyan okumayan, bilen bilmeyen hoşçakalın şimdilik bu kadar olsun :)