19 Şubat 2010 Cuma

seni ne kadar tanıyorum?


seni ne kadar tanıyorum?

Sıkıntıdan özellikle başparmağına manikür yaptığını, dudaklarını kanatana kadar ısırdığını ve kopartarak yara yaptığını biliyorum mesela... Ya da sabah kahvaltıdan önce çikolata yemeyi sevdiğini biliyorum. Böreği maydanozsuz, balığı rokasız bırakıp rakısız bırakmıyorsun :) İçinde irmik olan tüm tatlıları ya da tatlı ve yeni olan her şeyi denemeye açıksın... (Su muhallebisi varmış öğrendik ve suluymuş gerçekten:) Türk kahvesini, çayı şekersiz içip hayatı tam şekerli görmek istiyorsun. Alüminyum kaplarda gelen yemeklerde çelik çatal bıçak kullanamıyorsun... Arabada mutlaka emniyet kemeri takıp, alkol olunca kesinlikle sol tarafta oturmayıp sağda oturduğunda da yolu takip etmediğini, uzun yollarda canının sıkıldığını uykunun geldiğini biliyorum. Arabanın bagajında her zaman soda bulunduğunu ve torpidosunun bir ıslak mendil mezarlığı olduğunu berberin Cemal Abi yi ve orada yapılan menemen keyiflerini biliyorum. Aradığımda telefonumu açmıyorsan, ya önemli bir görüşmedesindir ya park ediyorsundur ya da elinde alışveriş paketleri vardır bilirim :) Saat kullanmıyorsun ama henüz görmediğim tesbih koleksiyonun var:) Kalemleri sevdiğini de biliyorum yakında zengin bir koleksiyon da onlardan olur. Uzun süredir hayatımızda aikido var ama izlemeye çağırmadığını biliyorum izleyeceğim gün gelemedi henüz... Her şeyin ve herkesin son kullanma tarihi yakınken bunun uzak kaldı bağlandın sen bu spora :) Bizim ofisin merdivenlerinden şikayet ediyorsun:) Lavanta kokulu bir kolonya peşinden gidebilirsin... Evet evet kesinlikle çok iyi koku alıyorsun yarım saat önce sürdüğüm ojenin bile:) Daha çok baharatlı kokuları sevdiğini de biliyorum. Bazen bir gün içinde birçok yerde olmayı bazen de hiç bir yerde olmamayı istiyorsun. Aslında sen de sıkıldın bu kız muhabbetinden de gökten düşmeyeceğine göre sağda solda duymayan kalmasın yalnız olduğumu diyorsun... İlk görüşte aşık olup zamanla olamamaktan korkarsın. Zaman ne gösterir bilmiyorum ama günün birinde sen çok seversin karşındaki idare eder, ya da o çok sever seni sen idare edersin bakarsın zamanla her şey eşitlenir ikiniz de idare edersiniz:) Şaka yapıyorum karamsar değilim bu konuda hiç bir konuda olmadım ikinizde çok seversiniz:) Elindeki tek ayakkabıya uyacak kadını ararsın inşallah bulursun yakın zamanda.
Temizlik titizlik hat safhada, ayakkabılar parlak, tozsuz, gömleklerin kolları çizgisiz olmalı, kola kutuları çatal bıçak gerekiyorsa bardak bile silinmeli... Sırf bu temizlik, titizlik için telefonunu paramparça ettin:) Çiçeklerden anlamayıp hatta onları gereksiz bulup (bir kutu çikolatayı tercih edip:) köpekleri ve kaplumbağaları seviyorsun:) Sıkılıyorsun bazen insanların dertlerini anlamaya çalışmaktan, düşünmekten ya da kendine de dert edinmekten koşup yorulduktan sonra hem serin hem sıcak bir yerde dinlenesin var... (bana da oluyor çoğu zaman) Çooook uzaklar olabilir bu yer ama geri dönmek kaydıyla çünkü sen kopamazsın buradan:) Ehhh bütün akrabaların burada… Sen yakınlarındayken (bir apartman kadar) anneannen de teyzen de mutlu. Çok sık hasta olmayıp olduğunda da herkes kadar belki herkesten biraz daha fazla nazlı olduğunu, lipomları kafana taktığını ama nedense doktora gitmekten korktuğunu biliyorum. Kuşağındaki diğer erkeklerden farkın Pes turnuvalarının sana göre olmaması. Futbolu sadece takım tutacak ve üç aşağı beş yukarı takip edecek kadar seviyorsun... Çok konuştuğun zaman eğlenceli konuşmayıp da sustuğun zaman tehlikeli olabilirsin. Dolar ın euro nun borsanın düşmesinin tek sebebi sensin:) Hala kumbaran var çocukluğundaki gibi... Yere kadar camları olan, manzarasının abartılı olmasına gerek olmayan, karın yağmurun yağmasını izleyeceğin bir teras hayalin var ve benim de :)Sen tek olduğun için mutlaka iki çoçuğun olmasını istersin ya da mutlu olun da çok da önemli olmaz çocuk sayısı ama yine de seversin çocukları ve eminim iyi bir baba olursun:) Kesinlikle ilki kız olmalı adı, değişmezse o zamana kadar tabi bilmiyorum o zaman hangi zaman Anatolya olsun istiyorsun... Etrafında birçok insan olsun ama bazen bulamadığın hala aradığın olsun istiyorsun sadece... İnatçılığın tutabilir zaman zaman, düz ve açık olacağım diye aklından geçeni anında söylemezsen rahat uyuyamazsın. Söyleyemiyorsan eğer o işte bir eksiklik vardır. Acımasızca eleştirebilir en küçük ayrıntıyı bile kaçırmazsın... Söz verirsen tutarsın biliyorum. Gerçekten ihtiyacı varsa dememe aldırmayıp para isteyen çocuklara para vermemi istemeyip sen gidip yemek alırsın onlara… Merhametli ve inançlı olduğunu, hep şükrettiğini sadece bir şey istediğini şimdiye kadar, onun da henüz olmadığını biliyorum ama ne olduğunu bilmiyorum…
Son olarak gökkuşağından fazla rengin var ama doğrudur belki de hiç tanışmamışızdır :) Kendine dikkat et, mutlu, huzurlu ve yanımda kal :)

12 Şubat 2010 Cuma

sevgililer günü


Ösys ye başvurmak için üniversite diplomam yetmiyormuş illa lise diplomamı bulmam gerekiyormuş. Ehhh hiç bir işim kolay olmamıştır bir sürü sıra bekledikten sonra elim boş dönüyorum. Bugün mezun olduğum okulda yapabildim başvurumu. Benim mezun olduğum fen lisesi artık olmadığından hiç bir kayıt yokmuş bütün dosyalarımızı göndermişler nereye gönderdilerse... Neyse diploma notumun yazdığı bir kağıt hazırlayarak yaptık başvuruyu tabi bir aksilik çıkmasın diye de dua ederek... Hala okulda varlığını sürdüren bir kaç hoca vardı gözleri dolarak sarıldılar bana, toplanın bir gün bizi de çağırın dediler. Hatırlanıyor ve hala seviliyor olmak güzel :)
Sevgililer Günü geliyormuş, gelmiş...
Kalp simgelerinden hiç hoşlanmıyorum. Hiç bir aksesuarımda da yoktur. Kelebek, yıldız ya da çiçektir tercihim. Niye bilmiyorum!!! Neredeyse çeyrek asırdır sevgililer gününde aradığım tek biri var. Canım Ayşegül ümün doğum günü... Her aradığımda da neden ben yıllardır bugün tek seni arıyorum diye sızlanırım :) Gerçi komik gelir sevgililer günü kutlamak özel günleri sevmeme rağmen. Çok şükür pazar gününe denk geliyor da oraya buraya giden çiçekleri görmek zorunda kalmıyorum.
Eren geldi az önce bana sevgililer günü hediyesi almış ve diyor ki keşke çöpsüz üzümler günü de olsa :) Keşke...

8 Şubat 2010 Pazartesi

müzikli yıllar :)

Sevgili Blog,

Çooook uzaklarda olan bir arkadaşım beni özlemiş ve ben de onu ve eski zamanlarımızı çok özlediğimi farkettim. 11 yaşımda dershaneye gitmeye başladım. Uzun servis yolculukları yaptım anadolu lisesi ne demek bilmezken. Herkes hatırlar Sertab ın çıkış şarkısı O' yee yi... Seni o şarkıyla uzun servis yolculukları sırasında tanıdım. Yolculuklarımız Yonca Evcimik ve Sertab şarkılarıyla ve tabi ki servis şoförünün ısrarları üzerine sanat müziği eşliğinde geçiyordu. Ortaokul zamanı babam eve yakın olan bir koleje yaptırdı kaydımı sınıfa girdiğimde güzel sesli servis arkadaşım karşımdaydı :) Belki hayatlarımızdaki ilk kaybı o yıl verdik. Pelin in annesinin evinden gözlerimiz yaşlı ve ellerimizde onun silgi kolleksiyonundan birer parçayla ayrıldık. Senin olduğun yerde aktivite eksik olmazdı, her özel güne bir programımız vardı. Dans çalışmamız var diye kaytarabildiğimiz kadar kaytarırdık derslerden. Dans çalışmamızın büyük çoğunluğu müzik dinlemekle ve sohbet etmekle geçerdi. Hazırladığımız oyunlarda hiç benzemesem de Safinaz yaptın beni :) İlk derslerde sen hep uyudun ve bulaştırdın bu uyuma işini herkese... İlk kez sirke gittiğimde de sen vardın. Ne çok eğlenmiştik o gün... Sonunda sen bana sarılıp iyi şanslar dilemiştin. O yöne doğru kaymamıştı aklım da hatırladım işte birden nedensiz. Sessiz sinema oyunlarımızda sen uzunca bir süre Tango ve Cash anlattın ben uzunca bir süre anlayamadım :) Saatlerce özel birine özel bir hediye alabilmek adına gezdik durduk. Sonunda cam şişede içinde not olan bir anahtarlık aldık nedense içine bir şeyler yazacak cesareti bulamamıştım. Asıl değil de fotokopi olan biri beni çok kırdığında saatlerce telefonda konuştuk içimi rahatlattın, ağlamalarımı dinledin :) Tüm boş saatlerde ya da dersi boş hale getirebilmek için harcadığımız tüm zamanlarda şarkıların vardı. My All dan sıkıldık. Emma Shaplin e bayıldık :) Bir şarkıyı senden dinledikten sonra başkalarından dinlemek kesinlikle keyif vermedi. Bizim evi sesinle dolduran yalnızlık senfonisi hala kulağımda... Keşke kaydetseymişim diyorum ama bir ara yapalım kaydedelim ben de canım sıkıldıkça dinleyeyim :) Şimdi çoook uzaklarda konserin var ve ben gelemiyorum seni dinleyebilme şansım yok ama en yakın zamanda ne kadar yakın bir zaman bilmiyorum ama konser için davetiyemi bekliyorum tabi gelebileceğim bir şehirde ülkede olması gerek :) Ben de seni özledim cevap yazayım dedim mesajına abarttım galiba cevap yazma işini... evet evet yaz çabucak gelsin sen de gel sohbetimize kaldığımız yerden devam edelim ya da yine bir bad castle ve seğmenler parkı yapalım:)

1 Şubat 2010 Pazartesi

elmalı kurabiye


Sevgili Blog,
Benim mutfakla aram hiç yoktur. Babaannem elinde ben olanların yemekleri güzel olur der. Mutfak konusunda güvendiğim tek şey elimdeki ben!!! :) Bundan iki üç yıl önce özel biri için elmalı kurabiye yapmışlığım var o kadar. Ofistekileri kobay olarak kullanmıştım merak etmeyin herkes yaşıyor. Hazır çorbayı ben yaptım diye, annemin yaptığı pastaları yine ben yaptım diye insanlara yedirmişliğim vardır. En kötüsü tarif istedikleri zaman ki kıvırmalarım oluyor. Kek yapmayı biliyorsun değil mi bildiğin kek işte onu yapıyorsun sonra arasına ve üzerine pasta kreması koyuyorsun. Eee krema yapmasını da biliyorsundur böyle işte kolay bir şey yaparsın sen de diyerek... Dün akşam da bildiğim tek şeyi unutmuş muyum deneyim diyerek elmalı kurabiye yaptım. Şekilleri çok güzel olmadı (fotoğraftakiler benim kurabiyelerim değil tabi ki)ama yine de ofisteki kobaylarıma yediririm diyerek aldım bir tabak yanıma. Babam bir kaç hafta önce arabamla kaza yapmıştı arabayı ancak bugün sabah servise bırakabildim. Tabi elmalı kurabiyelerim de arabada kalmış. Ehh arayıp söyledim serviste benimle ilgilenen Esra Hanım a arabada kurabiye unutmuşum, ben yapmıştım yerseniz mutlu olurum diye... (söylemedim ikinci deneme olduğunu:) Bir kaç saat sonra da aradılar ellerinize sağlık, çok güzel olmuş arabanızın işlemleri de bir hafta sürer diye.
Öğleden sonra Aslım geldi. Bu yıl yeniden sınava girmeye ve eğer mümkün olursa psikoloji okumaya karar verdim. Babama kalsa inşaat mühendisliği okumalıyım!!! İnsanın arkasını toplayan, sınav başvurularını, tarihlerini hatırlatan bir dostunun olması süper. Aslım ösys başvuru kitapçığı almış gelmiş. Ayın 12 sine kadar başvurumu yapmış olmam gerekiyormuş. Bugün, facebook kullanan ama artık bu hesabı kapatmak gerekir diye düşünen biri olarak sırf eğlence olsun diye Aslı ya facebook hesabı açtım. Aslı bu kültürden kendisini uzun bir süre uzak tutmayı başarabilmişti ona facebook u tanıtırken baya bir eğlendim, eğlendik, bol bol güldük :) Konu Aslı' yken ya da Aslı varken gülmemek mümkün değil galiba. Aslı aslına döndü artık ve ben bu duruma çok seviniyorum :)