23 Eylül 2010 Perşembe

haberler güzel


Bugün dedem yoğun bakımdan çıktı :) Bir haftadır üzerime yapışan, özellikle hava güzelken daha sinir bozucu olan gribimden kurtulur kurtulmaz ziyaretine gideceğim. En son, dört beş yıl önce montsuz daha rahat kayabiliyorum deyip bu kadar grip olmuştum. Sonunun kırgın bittiği ama yine de döndüğümde hala umudun olduğu, bir Uludağ tatiliydi. Kışa olan özlemim azalıyor grip oldukça... Dedem babamı görür görmez başlamış azarlamaya nerelerdesin sen, niye yoksun, niye beni bunların eline bıraktın, bunlar canımı aldılar diye... Ehhh dedem gayet iyi durumda dedirtti bana bu duyduklarım. Zayıflamış, sıkılmış, sürekli konuşmak, anlatmak istiyormuş. Çok ağrısı ve hafif dengesizlikleri varmış. Artık iyileşir iyileşmez koşarım hikayelerimi dinlemeye bir sonraki ameliyata kadar rahat nefes alıyoruz bu zamanlarda...

Merakla okuduğum kitabın filminin gelmesini bekliyorum. Ben olsam almazdım hala devam eden çok satanlara olan ilgisizliğimden (bu kitaptan sonra bu gelenekçiliğim değişir belki de şimdilik bir kötülüğünü görmedim çok satan kitabımın, hoş diğerlerinin de görmemiştim ama takıntı işte:) Elmayra nın hediyesi... Henüz bitirmedim ama garip bir şekilde dünyasına aldı beni kitap. Belki kurgudan çok gerçek hikayeleri sevdiğimden belki de filmde Julia Roberts oynadığındandır bu merak. Hem çabucak bitirmek hem de bitirmemek arasında gidiyorum, kitap hep elimde olsun istiyorum. Bu yavaş gidişin diğer sebebi de elimde iki kitap daha olması. Her seferinde söz veriyorum kendime birini bitirmeden diğerine başlamayacağım diye ama dayanamıyorum yarım bırakıyorum. Bazen de hoşuma gidiyor bu yarım kalmışlık. Bir tezat daha kitabı çok beğendim ama çeviriyi beğenmedim. Orjinalini mi okuyorum? Hayır. Anlatması uzun, zor ama sanki çeviride bir şeyler eksikmiş gibi tam olarak ben de bulamadım ama öyle işte...

15 Eylül 2010 Çarşamba

yarın büyük gün

Bayramda babamın köy evindeydik ev süper olmuş hiç bir eksik yok yanlış mimariden kaynaklanan teras katının merdivenlerinin içeriden değil de dışarıdan geçiyor olması ve teras katının kapısının bile olmayışı dışında :) Bayram boyunca dedem hastaydı ilk defa bayram namazına gidemedi. Yaşlı insanlar neden inatla ilaçlarını zamanında ve tam almayıp kendilerine bakmazlar anlayamıyorum. Güvenmiyorlar mı doktorlara? Amasya daki doktorlar mide ağrısı önemli değil dedi ağrılar devam edince cumartesi günü hızlı bir şekilde döndük Ankara ya, meğer dedemin aort damarında 6,5 cm büyüklüğünde bir baloncuğu varmış, canlı bomba gibi geziyormuş, Allahtan patlamamış. Yirmi yıl öncesinden bypass ameliyatı olmuştu, dün anjio oldu, şimdi baloncuğun yanına dört tıkalı damar daha eklendi. Yarın ameliyat olacak kendi bile inanamıyor ameliyat olacağına... Çok güzel hikayeleri, kısadan hisseleri vardır dedemin, bayramda ziyaretine gelen herkese bir hikaye şanslı olanlara iki hikaye düştü. Şimdi hastanede ziyaretine gelenlere anlatıyor. Hikayeler çok güzel ama dinlerken sabırlı olmanız gerek çünkü gerçekten çok yavaş anlatıyor ve kendi dahil herkesi bir güzel ağlatıyor. Umarım daha çok uzun zamanlarımız olur da bütün hikayeleri tekrar tekrar dinlerim. İki kolunu da morartmışlar kan alıyoruz diye ama yine de sesi çıkmıyor hemşilerine ve doktorlarına şiirler okuyor. Hafızası çok kuvvetlidir sanmayın başkaların şiirleri hepsi kendi şiirleri ve kayıtları yok. Eski evin duvarlarında, dolaplarında yazılı olurdu bazı şiirler, doğum tarihlerimiz ve ölüm tarihleri... Yarın bypass ameliyatı olacak tekrar, az önce görüntülerini izledim bir kalp bu kadar eziyete nasıl dayanır? İlkinde dayandı güçlüdür dedemin kalbi buna da dayanır. Tüm sevdiklerim burada kalsın hiç bir yere gitmesin hep benimle kalsın istiyorum.