17 Aralık 2010 Cuma

İstanbul Yolcusu :)

Kurulu, doğuştan gelen ya da bunca yıl zamanla kazanılan, yerini benimseyip hiç bir üst versiyonu kabullenmeyen programımdan bu aralar hiç memnun değilim. Üst versiyon değil de köklü bir değişim gerek. Yeniden programlanmam şart...

Alışverişe vurdum kendimi, hadi hayırlısı... Ne görürsem alıyorum yine. İlaç kullanmıyorum ve kesinlikle bir ilaç kutusuna ihtiyacım yok ama sırf sevimli duruyor diye kendime ilaç kutusu aldım. Şimdilerde kime hediye etsem diye düşünüyorum. Yaptığım alışverişin % 25 lik kısmını çoraplar oluşturuyor bütün aileme yetecek, hatta bir stant kurup satacak kadar çorap almışım ne mutlu bana!!! Ne zamandır bir mp3 player alma hayalim vardı da gerek yok deyip kendimi oyalıyordum ama bu dönemde yenik düştüm. Herhalde iki- üç hafta olmuştur alalı ama kutusundan bile çıkarmadım. Aslında ihtiyacım olan yeni bir telefondu. Telefonum yine kendi kendine hoplayıp, zıplayıp, masalardan düşerek baya bir eziyete uğradı, gördüğü şiddete artık isyan ediyor ve kimse anlamıyor bana niye telefon dayanmıyor anneme de... Her ne kadar kullanamasa da, evde nerede olduğunu bilmese de, çaldığında umurunda bile olmasa da (yanından geçenler hanımefendi telefonunuz çalıyor dediğinde farkediyor çalanın kendi telefonu olduğunu), bir şekilde bozuyor nasıl oluyorsa... Benim ki hani kabul etmek istemediğimiz, garantisi devam ediyor diye sevinçle tamiri için başvurduğumuzda neredeyse bütün elektronik cihazlar için geçerli, genel kabul görmüş ya da en çok tercih edilen bir cevap olan "kullanıcı hatası" kabul ama sanırım annem teknolojinin bıraktığı % bilmem kaçlık hata payını buluyor galiba her seferinde :)

Son zamanların en güzel haberi Aslı işe başlıyor, artık bu yıl son kpss ye girmeyeceğim neresi olursa olsun diyordu ki İş ve İşçi Bulma Kurumuna Uzman Yardımcısı oldu, çok da esprili oldu. Kırk gün kırk gece kutlasak az, İstanbul a gidiyoruz en çok sevdiklerimizle kutlama yapmaya :) Bu grup artık İstanbul da biraraya gelemez çünkü yeni adresimiz Samsun Ayvacık olacak. Saklı bir cennetmiş, belki deniz yok ama içinden Yeşilırmak geçiyormuş, fotoğraflar çok güzel, baharda buluşma yerimiz Ayvacık...

Bu yıl zaman çabuk geçti, senenin sonu nasıl geldi, bir çok olay, kayıp, kırık, heyecan nasıl birbirinin üstünde daha dün gibi, bazen de üzerinden yıllar geçmiş gibi... Zamanı ölçmek için dakikalar, saatler, günler, takvimler kullanmamız bazen ne kadar da anlamsız, zamanın geçişi, durumdan duruma kişiden kişiye değişirken... Birini beklerken ne kadar uzun, geldiğinde ne kadar kısa... Çocukken değil de büyümeye çalışırken okuduğum bir çocuk kitabından alıntıdır. "Momo". Fonda da Ezginin Günlüğü var, hala sayfalarını karıştırdığımda duyuyorum en çok dinlediğim en çok sevdiğim şarkının sesini... (Aşk Bitti)

4 Aralık 2010 Cumartesi

sessiz çağrılar

Neden tanımadığım insanlarda bile hiç konuşmadan özel hayat, problem, dert, tasa ne varsa dinlenir etkisi yaratıyorum anlayamadım. Benim göremediğim bir not var sanki alnımda üzerinde; " Seni Dinler Anlaaattt" yazıyor. Kullandığım taksinin şoförü telefonda kız arkadaşıyla tartıştı. Kadınlar çok tehlikelidir, çokça yalan söylerler, anlayamıyorum, bir insanın evdeyken telefonunun pili biter mi? ,... Anlattı da anlattı ve onaylamamı bekledi. Dahası kız arkadaşı evliymiş, kendi de evliymiş, beş yıldır da birliktelermiş!!! Uygun bir yerde ineyim lütfen...
Bugün Burcu yu istemeye geliyorlar yarın bizim evde nişan yapılacak evde bir bayram havası ama babamdan alevler fışkırıyor nedense. Annem pasta, börek hazırlık yapıyor nişan gününe. Babam ne diye hazırlık yapıyorsun kızı daha istemediler, nereden biliyorlar vereceğimizi, belki beğenmeyeceğiz damadı, bugün git bir ay sonra tekrar gel diyeceğiz, ben isteme de problem çıkartırım ona göre, izin vermem... Benim yaptırdığım güzel kurabileyeleri görünce bana da problem çıkartıp söylenecek galiba... Kardeşinin kızına bunu yapan kendi kızlarına neler yapar? Bir örnek: Darısı Hale nin başına diyen canım arkadaşımı düşünüp düşünüp "Hale daha çalışıyor" cümlesiyle şoka uğratır :) Ehhh emekli olunca artık :)

Bu ara sessiz çağrılar gönderiyorum aslında en yakınım olup da çok uzakta olana ama artık hatırlanmak için uğraşmıyorum. Konuşmadan anlamayı ve anlaşılmayı özlüyorum belki de...

Bir mezarlık nasıl bu kadar huzurlu olur anlamadım. Dedem gideli neredeyse iki ay olmuş, onu şimdiden çok özledim. Uzakta olunca yokluğunu duymuyorum sanki, bekliyormuş gibi yine gelmemizi. Hiç rüyamda görmedim, babam da görmemiş ve kıskanıyor, bozuluyor üçüncü şahısların dedemi rüyasında görmesine.