15 Temmuz 2011 Cuma

fill in the blanks

Son iki haftada üç düğün, iki kına gecesi, bir nikah ve bir bekarlığa veda...Anneannemin aynı gün içinde üç düğüne gittiğini hatırlıyorum, ne yapalım kızım mecbur gideceğiz derdi :) Ama ben artık düğüne gitmek istemiyorummm... Geçen perşembe Amasya da Burcu' nun kına gecesi, cumartesi günü de İstanbul da nikahı vardı. Amasya kısmı oldukça keyifli, eğlenceliydi de İstanbul için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Hava çok bunaltıcı babam havadan daha bunaltıcıydı. Bütün huysuzluğu üzerindeydi. Ne yapsak, nereye gitsek, ne içsek, ne yesek hiç bir şeyi beğenmedi. İki gün boyunca beğendiği iki şey Burcu nun düğün pastası ve Bolu da yediği yemek :) Kaldığımız oteli de beğenmedi; ne kadar çok Arap varmış nereden bulmuşuz bu kadar çok Arap olan oteli, oysa hiç aklımıza gelmemişti otelinizde Arap turistler var mı diye sormak :) Ayrıca otelde kaldığımız gece düğün vardı neden düğün varmış, klimanın çıkardığı sesten hariç odalarda acayip bir ses daha varmış hiç uyuyamamış... O kadar sabırsız ki Büyükada ve erguvan ağaçları gözümün önünde kaldı ona kalsa hiç inmemeliyiz vapurdan bütün adaların önünden geçen bir tur bulup öylesine bakmalıyız...

Nedense , anlayamadığım bir savunma mekanizmasıyla her huysuzluğunun sonunu bir hastane acilinde geçiriyoruz. Ya migreni tutar, ya şekeri düşer ya tansiyonu yükselir bu böyle devam eder. Ya da öylesine içi bunalmıştır ki sen korkma diye acile gitmez, günün 16 saatini beğenmediği bir otel odasında geçirip acile gitme hakkını seyahat sonrasına saklı tutar :)

Yeni görevim gidenlerin bıraktığı boşlukları doldurmak, pek başarılı olduğum söylenemez ama uğraşıyorum. Hep benmişim sanki boşluk dolduran şimdi bana bir ben gerek hayatımdaki boşlukları doldurması için.