19 Ocak 2012 Perşembe

yeniden çocuk olmak








Yeniden çocuk olduk biz: Yaşasın kar ve kış tam bana göre :) Yazı sevenlerin aksine ben kesinlikle kış geliyor diye sevinenlerdenim. Yaprakların dökülmesiyle başlayan sevincim kar yağmasıyla kat kat artıyor. Geçen pazar sabahı için büyük bir planımız var İncek de bulunan sobalı, kedili, köpekli salaş bir yerde köy ürünlerinden oluşan kahvaltı yapacağız. Annem gülüyor her yer bembeyaz gidemezsin kahvaltıya. İncek olmadı belki ama daha merkezi bir yerde yaptık kahvaltımızı sonra da yirmili yaşların son demine ulaşmışlar olarak uzun zamandır birlikte olmamıza rağmen hiç yapmadığımız, süslü belki biraz da metroseksüel kardan adamımızı yaptık büyük bir kartopu savaşının ardından. Hiç eğlenmediğimiz, belki uzun zamandır hiç gülmediğimiz kadar güldük. Sırayla fotoğraf çektirdik kardan adamımızla. Yoldan geçen bir baba kız, yaşlı bir çift de katıldı fotoğraflarımıza. Kardan adamımızı küçük kıza emanet ederek yeni durağımız (bu kadar yorulmaya ve ıslanmaya ki ben çok ıslandım çünkü kışa ve kara rağmen spor ayakkabısı giyme konusunda ısrarcıyım :) sıcak çikolata içmeye :) İki gün sonra Didem aradı sana kötü bir haberim var kardan adamın kafası kopmuş bütün aksesuarları alınmış sadece gövdesi duruyor :(

Yeniden çocuk oldum ben: Efe ilk defa bir kitabı bu kadar severek okuyor. Hatta iki kere okudu. Geveze Kitap. Geveze Kitap Tatilde diye bir kitap daha çıkacakmış heyecanla onu bekliyor kendi yazıyor uyduruyor tatile çıkmış geveze kitabı. Her gün arayıp bak ne yazdım dinle sana okuyum. Hiç de fena değil yazdıkları :) Israr ediyor elindeki kitap bitince Geveze Kitabı okur musun diye. Dün okudum, gerçekten beğendiği kadar varmış çok eğlenceli kesinlikle onu, okuyanı kendi dünyasına almış konuşan, anlatan, geveze bir kitap o :) Bu kitap yeniden çocuk olmuş halime çok iyi geldi :) Bu cuma başlayan 15 günlük tatilim de olsa tam bir çocuk olurdum :)

Merak edenler için kitap arkası: Pek çok çocuk tanıdım bugüne dek. Kimine armağan olarak verildim kimine tatil ödevi. Kimi kitabevinden satın aldı beni, kimi bir kütüphaneden ödünç. Evde, sınıfta, metroda, koltukta, yatakta, ayakta, hızlı, yavaş, sesli, sessiz defalarca okundum. Okuyup bitiren her çocukla yeni bir öykü eklendi sayfalarıma. Giderek varsıllaştım. Şimdi de senin elindeyim. Benimle birlikte, kendi okuma serüvenini yaratmaya var mısın?

13 Ocak 2012 Cuma

maymun besliyoruz duyurulur :)



















Çocukları seviyorum. Hep mi vardı Efe yle mi başladı bu çılgın sevgi bilemedim. Yazdım aslında ama keşke diyorum şimdi daha çok yazsaymışım Efe yi, daha çok anlatsaymışım her cümlesiyle bizi şaşkına çeviren hallerini. Yaş 5 sanırım Efe babaaaa biliyor musun Amerika da erkekler erkeklerle evlenebiliyormuş :) Babanın gözleri açılabildiği kadar açılmış çocuğum nereden duydun bunu? Şimdilerde çok daha fena yaş 9 :) Kaç yaşındasın diye sorana hemen yapıştırıyor 10 yaşındayım diye. Ben düzeltiyorum 9 yaşındasın sen hala, bizim aramızda tam 20 yaş var ve ben 29 yaşındayım, sen 10 yaşında olunca ben 30 yaşında oluyorum diye. Bu konuşmadan sonra kaç yaşındasın diye sorana önce hızlıca bir 10 sonra da yüzünde tarif edemediğim muzip bir gülümsemeyle pardon pardon 9, ben 10 yaşında olunca ablam 30 yaşında oluyor diye ekliyor. Aman tanrım ben ne yaptım, hakettim :) Atlantis Sirki varmış Ankara da. Efe çok istiyor sirke gitmeyi bense yaptıkları her neyse öğrenene kadar hayvanların ne kadar aç kaldıklarını düşündükçe üzülüyorum, sinirleniyorum. Sonuç Efe galip çıkar biz gideriz sirke. En çok akrobatları, cambazları ve trapezcileri seviyorum. Efe ye soruyorum en çok neyi beğendin diye Valeria (trapezci) diyor :)


-Sen hiç gittin mi sirke?

-Evet bir kere gitmiştim.

-Kaç yaşındaydın sirke gittiğinde?

- Sanırım 16.

-Hııı o zamanlar 18 yaşında olmak istiyordun di mi?

-Galiba evet.

-Şimdi de küçük olmak istiyorsun.

- Haklısın çocuğum kapatalım bu konuyu !!!

Bayılıyorum çocukların açık sözlülüğüne. İma etmeyi bilmiyorlar henüz ne düşünüyorsa, ne istiyorsa o anda söyleyip senin tahminlerine bırakmıyorlar hissettiklerini. Sır saklama yetenekleri kesinlikle büyüklerin üstünde ve kat kat daha cesurlar konu duyguları olunca. Yalan yok, dedikodu yok, bol bol paylaşma ne varsa ona ait. Hala paylaşıyor umarım zamanla değişmez bu özelliği ki en çok bunu seviyorum galiba. Hiç düşünmeden, tereddüt bile etmeden verebiliyor dolu kumbarasını ya da yeni alınmış yarış arabasını eve gelen bir çocuk ağladı diye.

Mutsuz olduğumu Efe anlıyor herkesten önce. Abla neden mutsuzsun diye sorup, sarılıp, ben seni çok seviyorum diyor. Keşke büyümese diyorum bazen, şimdilerde çok zayıf olduğundan özlüyorum boyunsuz, tombul yanaklı hallerini, tuttuğum o minicik elleri. Bu zamanlarını da özleyeceğim zamanlar gelecek; sesi kalınlaşacak, boyu uzayacak, kucağıma sığmayacak ve yukarıdan bakacak artık bana. Ama ben onu hep çok seveceğim ve hep gözümün önünde olsun isteyeceğim :)


P.S: Fotoğraf yerleştirme konusunda çok başarısızım, öğreneceğim yakın zamanda:)