14 Nisan 2012 Cumartesi

- miş - muş - mış gibi

Dün ortaokul arkadaşlarımla buluştum, pek fazla kalabalık değildik, senede bir iki kere buluşanlar, hayatlarımızda neler oluyor az çok bilenler olarak. Başlangıçta çok da gitmek istemedim bir saat oturur kalkarım ne de olsa hayır diyemeyenlerdenim... Baya eğlenceliydi ama onların hikayelerini dinlemek uzunca oturduk, eskilerden yenilerden, okuldan, işten, kavgalardan, ayrılıklardan, evliliklerden... Mesela Duygu önceden tüm buluşmalara erkek arkadaşıyla gelirdi, evlendiler, artık eşi olmadan geliyor. Amannn bıraktım onu evde onsuz bir şeyler yapayım... Ben sevmedim bu evlilik işini çıkarken daha mutluyduk, aileler devreye girmeden daha iyiydik cümleleri...

Banu yla yaptığımız bir konuşma sonucu ortaya çıktı bu mişler mışlar muşlar...

Nasıl? Umursamıyor muş gibiler, çalışıyor muş gibiler, bilmiyor muş gibiler, canı acımıyor muş gibiler, sıkılmıyor muş gibiler, çok eğleniyor muş gibiler, mutlu ymuş gibiler, yaşıyor muş gibiler, en fenaları da hayatında ymış gibi yapanlar, seni seviyor muş gibiler, seninle ilgileniyor muş gibiler, var mış gibiler, bir de bakmışsın varlıklarına sevindiklerin, yokmuşlar...

Yazıya uygun bir fotoğraf ararken buldum bu kitabı, daha önce duymamıştım, bu tarz kitapları da sevmem ama yakın zamanda alıp okuyacağım...

4 Nisan 2012 Çarşamba

istiyorum istiyorum istiyorum



    Avaz avaz çığlık atasım var. Sıkıldım insanlardan, içinde insanların olmadığı bir iş istiyorum, mümkün mü? Aynı dili konuşmadığım kimseyi istemiyorum yakınımda ya da mümkünse onlarla işim olmasın, anlaşmak için kendimi parçalamak, aynı cümleyi otuz defa farklı kelime düzeninde kurmak zorunda kalmayayım lütfen. Bırakın tüm maskelerinizi, kimliklerinizi... Şaka mısınız? Gerçek mi?  Anlayamıyorum artık ikisi arasındaki farkı, espri anlayışı mı değişti benim algılarım çok mu geride kaldı? Kimseye derdimi anlatamıyorum, yoruldum, uzun bir tatile çıkıp dönmeyesim var.


    Canım; uzaklarda, sakin, güvenilir bir deniz kenarı istiyor. Onun sahillerinde ayaklarımın yarısı denizde yarısı kumlarda rüzgara karşı yürümek hatta koşmak, derinliklerinde yüzmek, rengarenk balıklar görmek istiyor... Sörf yapmak, dalmak, tekneyle açılmak, gidebildiğim en uzağa gitmek, huzuru bulmak ve keyif insanı olmak... Geceleri kumlara uzanmak, müzik dinleyerek gökyüzünü izlemek istiyor ve tuş ya da telefon sesi yerine kuş sesi duymak, yağmur sesi dinlemek istiyor... Bisiklete binmek, o orman senin bu orman benim bulabildiğim tüm patikalarda bir kelebeğin arkasından pedal çevirmek, bir hamakta boylu boyunca uzanmak ve saatlerce okumak istiyor... Sincap gibi bir ağaca tırmanmak,  yapraklarının arasında kaybolmak, hava kararınca yavaş yavaş belki yara bere içinde inmek... Korkmadan balona binmek ya da yanıma, elini tutabileceğim ve balondan korkmayan birini bulup yükselebildiğimiz kadar yükselmek istiyor. Sonra bir olta sallamak aşağıdakilere istediğimi yanıma almak, sıkıldığımda tekrar aşağı bırakmak istiyor... Motora binmek dilediğim ve hiç görmediğim yerlere gitmek... Güneşin doğduğunu, battığını görmek, kayan yıldızlardan dilek tutmak istiyor... Örgü örmek, belki kurabiye pişirmek... Uçurtma uçurmak, uçmak, özgür olmak, zamandan çalmak istiyor... 


    Ve bir kızım olsun istiyorum, adını hazırladım şimdiden, Ela olacak... 


Başlığın Kaynağı: Ece istedikleri için emir kipi kullanırken (kapıyı aç, ver...) annesi istiyorum demen gerek der. 2 yaşındaki minik, kapalı bir kapının arkasında hiç bir şey yapmadan istiyorum istiyorum istiyorum der :)


Fotoğrafın Kaynağı : www.buyutec.net