9 Temmuz 2012 Pazartesi

bir varmış bir yokmuş

 Sevgili Blog,

          Efe için facebook ve bunun gibi sosyal paylaşımlar hala yasak, cep telefonu kullanması da yasak, tatilde iletişimi sağlamak için bir e- posta hesabı aldım ona, acayip heyecanlandı iki dakika da bir bakalım yeni bir mail gelmiş mi diyor? Ben sana mail atıyorum sen yazmıyorsun, sana küstüm (benim e- postalarıma bakmış) sen bütün arkadaşlarına Efe ye mail atın demişsin... Evet dedim çünkü yeni bir mail gelince, yüzünün aldığı o tatlı ifadeyi izlemek çok hoşuma gitti :) Onu özledim o ise denizi benden daha çok özlemiş. Seni özledim ama denizi de çok özlemişim... Profil fotoğrafını nasıl yaptın, ablaaa gülen yüz yapmayı bana da öğretir misin? Ablaaa online olsana (arada skype den de konuşuyoruz). Bu fotoğraf onun gönderdiği daha önce anlattığım o mükemmel koyun fotoğrafı... 

            Bu ara yazmak zor geliyor, yazacaklarımdan korkuyorum, yazıp da derinleştirmek istemiyorum, anlatmıyorum da öylece dursunlar bir kenarda diyorum belki de... Hediye edilen bir defterin orta sayfalarına yazdığım yazı aşağıdaki sanırım bu ara suların sakinleşmesine ve derinleşmesine benim de ihtiyacım çok... 

 Bir varmış bir yokmuş…
Belki tahmin ettiğim zamandan önce bulacaksın bu notu, belki de sonra belki sabırsızsın şöyle bir karıştıracaksın defterin sayfalarını işte burada. Belki bu defter benim olacak gelip alacak zaman bulamayacaksın (ve bunun için sana küseceğim) belki alacaksın da Türkiye de unutacaksın. Masal bu ya bence aylardan Eylül ya da Ekim..
         Sinirlendiğinde, mutlu olduğunda, canın sıkıldığında, eğlenceli bir parti dönüşünde, geçmişe dair aklına bir şey takıldığında ya da kendine dair yeni bir şey keşfettiğinde, yağmur yağıp da ıslandığında, finaller bittiğinde ya da başladığında, yeni biriyle tanıştığında, güzel bir haber aldığında, huzuru aradığın zamanlarda, yapacak bir şey olmadığında ya da çok şey olduğunda ama canın istemediğinde, anlatacak çok şey olduğunda ama anlatamadığında…
Kimi zaman yanında taşıdın kimi zaman bıraktın kitaplarının arasında kaybolmaya… Bazen bir deniz kenarında, bazen bir kafe de fazlasıyla sıcak bir kahve eşliğinde bazen okulda bazen de bir ağaç gölgesinde sırtını gövdesine dayamış en çok mutlu olduğun zamanı, unutmak ya da hatırlamak istediklerini, özlediklerini, beklediklerini, hayallerini yazdın… Sen yazdıkça sakinleşti, derinleşti dalgalı deniz…
Hayalini kurduğun her şeyin, uğruna çok çalıştıklarının gerçekleşmesi dileğiyle…
                                                                                                                                              01.06.2012