19 Haziran 2015 Cuma

Geceler vapurla dönmez



Hani hepimize olur ya zaman zaman, koyarsın tüm biriktirdiklerini hassas bir teraziye... Bu aralar ben çok kullanır oldum o teraziyi... Nerede neyi yanlış yaptığımı bulmaya çalışıyorum.  Vardır ya her şeyin bir zamanı, hani sen kandırırsın ya kendini gelmemiş daha o zaman... Vapur uzaklaşır da limandan sen öyle baka kalırsın ardından, beklersin saf saf geri geleceği günü.. Geceler vapurla dönmez bilirsin de bilmiyormuş gibi yaparsın. 

Düşünüyorum gidenleri gelenleri, boşalan ve dolan yerleri, akan suları duran denizleri... Ağlamalarımı düşünüyorum bir de, ne kadar salakmışım dediğim zamanlar da oluyor, yine olsa yine ağlarım dediklerim de :) Pişmanlıklarım var en büyüklerinden, daha büyükleri olmasın diye yazıyorum belki de... Ne kadar istesek de aksini, keşke dediğimiz zamanlar yok mu? Benim de söylediklerim, söyleyemediklerim, anlatsaydım anlar mıydı dediklerim var. "Keşke" bırakmamak için geride hatırı sayılır uğraşlarda bulunsam da, yine de deniyor işte bir yerde keşke... 

Sevdiklerim, özlediklerim çok olduğu gibi sevmediklerim bir daha asla görmeyeyim dediklerimin sayısı da fena değil... 

Çok güçlü olduğum zamanlarda var, küçük bir çocuk gibi çelimsiz olduğum zamanlarda.

Çok güzel arkadaşlarım, küçük kardeşlerim, kaya gibi dostlarım, sorgusuz güvendiklerim de var, sen de mi Brutus dedirtenler de oldu... Paylaştık hayata dair ne varsa, onlar üzgünken ben omuz oldum, bazen yastık oldu dizlerim. Ben mutsuzken de onlar vardı yanımda, omuzlar hazırdı ıslanmaya... Bazen yalnızdı hüzünler, hani o en kalabalık, en sesli anda bile yalnız olduğun, tek hissettiğin an vardır ya öyle işte.

Ben hep çok sevdim, o daha az sevdi, ya da bana öyle geldi. Kırıldım, dağıldım, toplandım söz verdim kendime bir daha kimseyi çok sevmeyeceğim diye. Korkak oldum zaman zaman, dikenli teller koydum etrafıma, konuşmadım es oldum, ama yine de sözümü tutmadım, tutamadım... Çarşaf gibi sularda yüzdüm, dalgalı denizlerde boğuldum. Kimi zaman çok açıktı sözlerim, kimi zaman üstü kapalı anlattım ne demek istediğimi, siz anlamadınız ya da anlamamış kalmak hoşunuza gitti. 

Mutlu oldum, biliyorum çok kişiyi de mutlu ettim. Tek bir özelliğine takıp, üzerini kırmızı kalemle çizdiklerim de oldu, kendimce kendimi affettirmeye çalıştıklarım da... Sabırsız olduğum, bir dakikanın geçmek bilmediği zamanlarda var, etrafımdakileri hayrete düşüren sabırlı zamanlarım da. Değiştiğim de oldu, değiştirdiklerim de. 

Çok güvendim bazen, kendimden çok karşımdakine, sorgusuz bir güvendi bu. Öyle bir zaman geldi ki kimseye güvenmez oldum, kendime bile... 

Sakladım bazen hissettiklerimi, yakalandım, utandım, utandırdım, neden diye sorguladıklarım da var, sessiz kabullenişlerim de...  

Kör kuyularda kurtarılmayı beklediğim de oldu, hayal içinde hayal gördüğüm zamanlar da...

İyilerdenim hala, kötü olmak istediğim zamanlar da oluyor, büyüyorum işte...






9 Haziran 2015 Salı

Koleksiyon


Merhaba Sevgili Blog,

Aklımı toplama çalışıyorum bugünlerde, bu aralar hayli karışık. Sabah 9 gibi ofis sokağına yakın bir yerlere arabamı park edip, saat 13 gibi bir polis tarafından aranıp arabanızı terk edilmiş olarak falanca sokakta bulduk denildiği zamanlardaki gibi aklım. Arabayı park edip, çalışır durumda bırakıp bir güzel işimin başına gitmişim. Allahtan iyi niyetli bir adam fark ediyor ve yakınlarda bulunan elçiliğin güvenliğine söylüyor, ekip aracı geliyor, kasko poliçesinden bana ulaşıyorlar, ortada kaçırılmış olma hikayem bile dönüyor. Aklı karışık, devreleri yanmış, şaşkın beni görünce de önce büyük bir kahkaha sonrasında da aman dikkat edin hanımefendi ile başlayan nasihatler :)  Sevgili okur yuhh artık deme evet ben yaptım bunu... Bu sanırım 2013 ya da 2012 yılıydı. (Kontrol ettim Mayıs 2014, zaman konusunda da süperim!!!)
Şimdilerde Amasya için alacağım otobüs biletini Amasra olarak alıp, gidiş dönüş alacağım uçak biletlerini ise aynı yön alıyorum... Gelen evrakın üzerindeki imzayı Amasya' da arıyorum ama kocaman Ankara yazıyor ben görmüyorum. İşe giriş belgelerini, ödemeleri unutuyorum, personelleri birbirine karıştırıyorum,   not alıyorum ama not aldığım defteri kaybediyorum. Tatil gerek bana, en hızlısından en huzurlusundan... Çok yoğunum günlüklerimi de okuyamadım. Çok şükür yüksek lisans bu cumartesi bitiyor, büyük bir sıkıntı çıkmaz bitirme projem geri dönmezse mezunum.
























Yüksek lisansta en sevdiğim hatta tek sevdiğim ders, Örgütsel Davranış. Konusu biraz psikolojiye kayıyor o nedenle sevdim galiba. Hava durumunun duygularımızla bir bağlantısı yokmuş. Ben zaten çok sıcak, çok güneşli havaları da pek sevmem :) Diğeri de Hale Etkisi, ve kesinlikle ben bunu yapıyorum.






Bitirme projesine Fatma' nın evinde çalıştım. Manzarası fena değil, zaten bu evi de Fatma görmeden ben kiralamıştım, ofise yakınlığı, kirasının uygun olması, kutu gibi olmasının yanı sıra bu pencere ikna etti beni kiralama konusunda. Fotoğraf biraz bulanık çıkmış ben de baya bulanıktım o zamanlar. 


Efe yi bıraktım 1,5 aydır kendi yapıyor ne yapıyorsa, sosyal hayat diye bir şey kalmadı, sinemaya gitmek istiyorum merak ettiğim 4 film var, vizyondan kaldırılmadan izlemem gerek. Sıralama da bu şekilde olacak :) 

1- The Good Lie
2- San Andreas
3- The Longest Ride
4- The Age of Adaline 






Uzun zamandır okuyamıyorum, aklım o kadar çok konuşuyor ki kitap okuyacak kadar bile dikkatimi toplayamıyorum bazen, başlangıç olarak pek de kalın olmayan bir kitap seçtim kendime,  :) Umarım güzeldir.






Yazının başlığını unuttum :) Koleksiyon yapan insanların çoğunda psikolojik sıkıntı varmış. Bu çoğunluk % kaç, ben o çoğunluğa giriyor muyum bilemedim. Nasıl başladı? Sandra Bullock' un çok sevdiğim bir filmi vardır, While you were sleeping, 1995 yapımı. Bu filmde sevdim kar kürelerini sonra başladı çılgın kar küreleri koleksiyonu :) İşte bu da benim koleksiyonum. Evdeydi aslında ama çocuklar birkaç tanesini kırınca ofiste sergilemeye başladım. Manavın çırağı, ne olacak ki bunlar nereye kadar dedi? Onun bile katkısı var, Moskova' dan getirdi bir tane kar küresi.  Aslında niyetim sadece kendi gittiğim şehirler içindi, ama büyüdü işte, daha çok olsun tüm şehirlerden olsun diye bir istek bastı beni çoğaldılar. Şimdilerde yok öyle bir isteğim. Manavın dediği gibi nereye kadar yani, ne kadar da gereksiz!!! Annem kitaplarımı ve kar kürelerimi göstererek kızımın çeyizi bunlar diyor :) Evet itiraf ediyorum orta okuldayken, 90 ların vazgeçilmezi peçete koleksiyonum vardı, hala duruyor :)