29 Ağustos 2015 Cumartesi

Delirttiniz beni sonunda o oldu, tebrikler !!!


Anlamak anlaşmak ne kadar zor, konuşsak anlaşamıyoruz konuşmasak hiç!

En çok da üzerindeki gri bulutlar ne zaman pembe pamuk şekerlerine dönüştü onu anlamadım!!!


Evet, çok iyiyim ben değil mi? Ahhh benim bu iyiliğim salaklık mertebesine ulaştı artık!!! Kötü olmak istiyorum sayenizde...

26 Ağustos 2015 Çarşamba

Bugün

Anlamak kabullenmek ne kadar zor. İzinli olduğun bir gün çok sevdiğin çiçekçi arkadaşın başka bir şehre çiçek almaya gidecek, sabah gidip akşam gelecek, yanına seni de almak ister, arkadaşsınız ya yolda canı sıkılmasın arkadaşlık edesin diye. En küçüğü bir yaşında üç çocuk babası 46 yaşındaki sen seversin ya arkadaşını etrafındaki herkese yardım edersin ya kırmazsın kabul edersin bu teklifi. Yola çıkılır, çiçekler alınır, dönüş yolunda arkadaşın kullanır arabayı... Bir tırın freni patlamış, başka bir arabaya çarpmış, yangın çıkmış, yol kapanmış, arabanı iyice kenara çekersin yolun açılmasını beklerken sen bir kamyon gelir tam da olduğun yerden yangının ortasına sürükler senin arabanı. Çiçek almaya çıkılan yoldan sen dönemezsin. Bir yaşındaki kızın seni hiç hatırlamayacak, eşin çocukları ve yası arasında kalacak hep güçlü duracak, güçlü durdukça yaşlanacak... Neyse ki küçük kız var, Esma, onu hep çok sevecekler, hepimiz çok seveceğiz, o senin eksikliğini hep daha az hissetsin diye uğraşacaklar, onunla unutacaklar acılarının bir kısmını... Hani herkesin vardır ya keşkesi keşke diyecekler bazen, iyi ki diyecekler zaman zaman... Ne denir ki Allah sabır versinden başka, ne gelir ki elimden... Bir gündür işte hayat çoğu zaman unuttuğumuz bugün. Beklentilere büyük planlara, dargınlıklara gelmez bugün. Bilirsin güneş batacak, yarın tekrar doğacak seninle ya da sensiz... Yazıyorum da uygulayabiliyor muyum diye sorarsanız eğer zor soru en azından deniyorum olur cevabım...


21 Ağustos 2015 Cuma

Kaş Kaş Kaş


Merhaba,

Kardeş kardeş kısa ve öz bir tatil yaptık, güzeller güzeli Kaş' a gittik keşke daha önce tanışsaydık. Kızlarla tatil yapmayalı uzun zaman olmuş, özlemişiz birbirimizi. Zaman zaman ufak tefek tartışmalar yaşansa da kardeş güzeldir, unutursun neye kırıldığını, kızdığını bir kaç dakika sonra, bilirsin hep güzeli ya da kötüyü onunla paylaşacağını. Ayşe ve ben cuma gecesi buradan otobüsle, Elmayra da İstanbul' dan uçakla katıldı aramıza.
Otobüs yolculuğu pek bir uzundu söylemişimdir koltuğumu bir başkasının üzerine kesinlikle geriye yaslayamıyorum. Bir ön koltukta oturan kız bu hakkını sonuna kadar kullanınca 10,5 saat süren yolculuk biraz eziyetli oldu. Otelimiz biraz kötüydü tamam itiraf ediyorum çok kötüydü oteli ayarlayan kardeş de bu durumu kabul etti zaten. Pis ve eski tip bir odaydı, booking de görünen fotoğrafları ile alakası yoktu. Klima da arızalı olunca otel sahibi ile konuştuk odamızı değiştirsin diye. Hafta sonu zaten oteller dolu, otel sahibi kendinden emin size oda beğendiremeyeceğim çıkın gidin dersem de ayıp olacak deyince biz çıkıyoruz dedik. Cumartesi gece için değil de pazar ve pazartesi için çok daha güzel, geniş, otel gibi otel bulduk, diğer otelden biraz pahalıydı ama kesinlikle böylesi daha çok içimize sindi. Cumartesi günü bitmek bilmiyor, Elmayra' nın midesi bulanıyor, ateşi çıkıyor, başı ağrıyor hiç bir şey yiyemiyor. Güneş çarptı galiba derken geç saatlere kadar kendi yöntemlerimizle iyileştirmeye çalışıyoruz onu, başarılı olamayınca da  Kaş Devlet Hastanesinin yolu görünüyor bize. Ortaya karışık iki ağrı kesici bir mide bulantısı iğne yapıyorlar Elmayra' ya ertesi gün turp gibi :) Dört günlük tatil ikinci günle başlıyor ha bu arada bir önceki günün acısını çıkartan Elmayra doymuyor nedense.. İlk durağımız Kaputaj, nasıl güzel bir deniz, merdivenlerin başında turkuaz denizi görünce kendimizi bir an Maldivler' de sanıyoruz. (Yok Maldivler' e hiç gitmedik fotoğraflardan biliyoruz :).  Kaç basamaktı ben saymadım ama sayanlardan öğrendim 190 basamakmış. Hafif serin deniz bir sevgili gibi kollarını açıyor ve o kadife sulardan hiç çıkmak istemiyorsunuz yani en azından biz öyle yaptık buruşuk buruşuk olana kadar yüzdük. Kayaların, kenarda duran arabaların yansımaları hep denizin üzerinde, şimdiye kadar gördüğüm en güzel maviydi. Kaş = Merdiven kısmından devam edelim ikinci oteldeki odamıza kavuşmak tam 104 basamak, evet onu saydık :) Nasıl huzurlu nasıl sakin bir yer, herkes iyi niyetli, ilk otelin sahibi hariç :) Yeme içme konusuna çok girmeyeceğim ama merkezde hiç de öyle alelade yerler yoktu, her yerin ayrı bir özelliği, güzelliği var ve kesinlikle çok kaliteli tamam öğle yemekleri konusunda biraz şansızdık ama tecrübesizlik diyelim. İkinci gün tekne turu yapacağız sessiz teknelerden birine düştük şans eseri, siz siz olun akşamdan hatta bir kaç gün önceden ayarlayın teknenizi yoksa bizim gibi yer bulmakta zorlanabilirsiniz. 3 yaşında akıllı bir bıdıkla, onu izleyerek, onunla oynayarak tamamladık tekne turumuzu. Kelime haznesi o kadar kuvvetliydi ki her kurduğu cümlede bizi hayretler içinde bıraktı. Şamandıra ve sintine ne demek biliyor. Elmayra ile çok iyi anlaştılar ayrılırken tatil ablasından bir kaç damla göz yaşı bile döktü bizim ufaklık. Genelde 18 Ağustos' ta başlayan 21 Ağustos' a kadar devam eden doğum günü kutlamalarım bu yıl bir gün önce başladı. Dedikodu Coffee House da ilk dileğimi diledim. Sunumlarını çok beğendim, çiçeklerle süslemişlerdi ve Kaş hatırası bir doğum günü kartı ile beraber. Son günde ise Limanağzı ve Caretta Caretta lar var. Çok beyaz sayılmam ama güneş beni çok fena kızartıyor, elli faktörlük güneş kremine rağmen haşlanmış ıstakoz gibiydim, son gün heyecandan sürmeyi unutunca da tenim allı morlu bir hal aldı. Yamaç paraşütü yapmayı çok istedim ama korktum Elmayra' nın cesareti vardı ama ona da güvenemedim başka bir sefere kaldı. Dönüş için Dalaman' dan uçak ayarlamıştık o da neredeyse otobüs yolculuğu kadar sürdü... 

Son bir itirafta bulunayım gideyim, zaten yazıdan tahmin edeceğiniz üzere ben Kaş' a aşık oldum, yeni tanıştık ama o da bana karşı boş değil anladım. Yoksa ayrılık vakti en sakin, en huzurlu denizini, en güzel mavilerini, rengarenk çiçeklerini, Caretta Caretta larını gösterir miydi bana, biliyorum işte tekrar görmek istiyor beni bu haller hep ondan :)  










4 Ağustos 2015 Salı

Aslı' nın Doğum Günü



Yeni anladım, büyüdükçe arkadaş edinemiyor insan, ediniyor da bir eksik kalıyor yeni arkadaşlıklar, hep o çocukluğuna tanık, gençliğine ortak olanı, beraber büyüdüğünü, birlikte hayaller kurduğunu, konuşmadan anlaşabildiğini arıyor (evet Aslı' nın da konuşmadığı zamanlar var :). Anlatmak istemiyor insan yeniden en baştan neyi sevip sevmediğini, neye sinirlendiğini, neye üzüldüğünü kısaca kendini... Oysa o öyle mi? En ince ayrıntısına kadar biliyor sevdiklerini, o da üzülüyor üzüldüklerine. Kardeşlerini, anneni babanı da seviyor, maviyi seviyorsun diye maviyi de... Çayını şekersiz içtiğini, evden çıkarken bir bardak su verene ayrı bir teşekkür ettiğini, kapattığında sen tüm kapıları o biliyor içeri nasıl girebileceğini. Ağladığında, bir omuz eşliğinde kutu kutu mendiller yetiştiriyor , bir yerin acıdığında ise renk renk yara bantlarını. Canın sıkılıyor, için dar geliyor zaman zaman yine onu arıyor telefonun biliyorsun o yüzünü güldürmenin bir yolunu bulur. Seviyorum seni, iyi ki varsın, iyi ki arkadaşım, dostum olmuşsun, iyi ki 2002 yılında o en çok sevdiklerim canımı acıtmış da sen girmişsin hayatıma... Gökkuşağından fazla rengin var, sağlıklı, mutlu, huzurlu ve yanımda kal canım arkadaşım, bir kez daha 18. yaş günün kutlu olsun :) 

P.S : Takma dişlerimiz mum üflerken düşüne kadar hatta o günden sonra bile doğum günleri kutlanılacak canım!!!