31 Mayıs 2016 Salı

gidelim mi buralardan


Severim matematik derslerini, severim problem çözmeleri de bu aralar abartıyorum ya da hep böyle çoktu da şimdi zor geliyor. Alnımın ortasında dert, tasa, keder ne varsa anlat seni dinler yazısı hala duruyor, varlığından şüphe ediyordum, uyduruyor muyum diye düşünüyordum ama bir kaç gün önce biri itiraf etti, evet öyle bir yazı var, ben görebiliyorum. Kim istemez ki içini dökmek, üzerindeki yükü atmak, sen pek güzel dinliyorsun, hatta alıyorsun üzerlerindeki ağırlıkları, onlar mutlu sen çözümsüz kalıyorsun. Doğru. Ben ne zaman insanların işlerine burnumu sokmaktan vazgeçeceğim acaba? Ne oldu da ben bu hale geldim bilmiyorum. Belki de genetiğim bozuk, annem böyle babam böyle, dolayısıyla ben de öyle. Ahhh bu zaman, enerjimin tavan yaptığı yılları geri istiyorum, ben eski ben olmak istiyorum, bir bakışmada konuşmadan güldüğüm zamanları istiyorum, güneşin doğuşunu izlemek için balkonda sabahlayan ya da yıldız kaysa da bir dilek tutsam diye aklı hep havalarda olan, her üç günde bir kitap bitiren, müziksiz uyuyamayan ya da bağıra bağıra o çirkin sese rağmen şarkı söyleyebilen o kızı istiyorum, rengarenk rüyaları olan, o hayalden bir başka hayale bisikletle geçen, her oyunda yaralanan bir yerleri kanayarak eve dönen, hiç bir şeyden korkmayan, deniz kabuğu biriktiren, çer çöp ne bulursa eve dolduran, peçete koleksiyonu yapan kızı istiyorum. Bütün bir yazı o arayacak diye telefonun başında geçiren, bir güvercin tüyüne sevinen, sürekli dans eden, kırmızı ayakkabıları seven, zeytin çekirdeği yutamayan o kızı istiyorum. O ağaçtan öbürüne tırmanan, susmadan devamlı konuşan adı gürültü makinesi olan kızı istiyorum bu aralar, ne iyi gelirdi bana...  

Gidelim buralardan...

30 Mayıs 2016 Pazartesi

...

" korktuğun her olaydan, başına gelmesinden ürktüğün her kötü rastlantıdan kaçınmak için onu ayrıntılarıyla düşünürsün hemen. Ayrıntılarıyla düşünmek şart. Yoksa bir noktayı bile düşünmeyi unutsan o nokta başına gelir. Her şeyi hesaba katmak zorundasın, başka türlü korunamazsın..." (Oğuz Atay)

14 Mayıs 2016 Cumartesi

sinyaller bozuk

Bir şeyi 40 defa söylersen olurmuş, söylediğim kırkı bulmadan oldu galiba, hani hep derim ya devrelerim yandı yanacak diye, yanmış galiba, beynimde sinyal bozukluğu varmış. Yıllardır sigorta işlerimizle ilgilenen Zeynep Hanım aradı, sigorta poliçelerinizin süresi bitiyor, aferin siz hiç kullanmamışsınız % bilmem kaç hasarsızlık indiriminiz var. İlginç gelir bana sağlık poliçelerindeki hasarsızlık indirimleri, araçlarda olmasını anlıyorum da insanlardaki bir garip geliyor. Aslında sorsa ben bu yıl baya hasarlıyım, her yönüyle her konuda hasar aldım, yoruldum, bu şirketteki amortismanım doldu, demirbaş kaydından adımın silinmesi gerek. Az geliyorum, herkese ve her şeye yetişmekten kendime kalmıyorum. Ona kırgın, bir diğerine kızgın gidiyorum işte. Ofis ve ev işlerini birbirinden ayırayım dedim, artık zor geliyor, annem üç haftadır ağlıyor... Sorumluluk yüzdem tavan yapmış, bendeki bu fazla sorumluluk eğilimini nasıl düşüreceğiz hiç bir fikrim yok. Konumuza döneyim, üç beş gündür başım ağrıyor, ailenin büyük bir çoğunluğunda migren var, sanırım bende de var. Madem poliçenin sonu gelmiş, hiç kullanmamışım bir gideyim başımın ağrısını anlatayım belki MR falan ister aradan çıkar düşüncesiyle randevu aldım babamın sürekli gittiği bir doktordan. Ehh madem gelmişsiniz çekelim bir MR, MR sonucu çıkmadan hastaneden arıyorlar bir de ilaçlı MR çekelim doktorunuz öyle istedi. Kapalı alan korkum yoktur ama MR cihazları gerçekten ürkütücü ve mevcut baş ağrısını on katına çıkarıyor. Bir lezyon varmış bir de sinyal bozukluğu yazıyor MR sonucunda, sürpriz bulundu, baş ağrım ile hiç bir ilgisi yok, başka da bir şikayetim olmayınca felsefik felsefik konuşuyor doktorcuğum. Nereden geldi nereye gider bilinmez, her şey olabilir, hiç bir şey olmayabilir, nedir diye bakmayız ne değildir diye bakarız, MS var diyemem ama yok da diyemem, sürekli takip edeceğiz, 3 ay sonra görüşelim diyerek ve kafamın içine bir sürü soru işareti bırakarak uğurladı beni. Ben ikna oldum da evdekiler ikna olmadılar bir doktora daha gösterelim dediler, bekliyoruz o neler söyleyecek... 

Bir rüya gördüm karşımda tüm heybetiyle Şems Tebrizi, ne istersen iste benden, senin için geldim, ne dilersen onu yapacağım diyor. Aman efendim ne demek istemek, ne demek benim isteklerimle ilgilenmek, ben sarıyorum kendi yaralarımı, siz işinizden gücünüzden olmayın dedim. Rüyamda bile isteyemiyorum, isteme ile ilgili sıkıntılarım var. 

Efe' nin dersleri yine berbat, aldığı notlar düştükçe benim Fransızca anlamam  gelişiyor. Sanat tarihi çalıştık birlikte, ressamlar, akımlar, romantizm, realizm, Barok, vs gibi bir sürü akım, hangi tablo ne zaman nerede, hangi akım etkisinde yapılmış, şu an hangi müzede... Ben tablo okumayı öğrendim , Efe sınavdan 19 aldı, keyfime diyecek yok :) 

Muhteşem bir bağlantı farkındayım, bir şey deme, sinyaller bozuk işte idare et, böyleyim bu aralar... 


25. Mayıs 2016 Not: İlk gittiğin doktor aklını karıştırsa da dediklerine güven, doktor doktor gezme, hepsi aynı şeyi söylüyor, 3 ay sonrasına bir MR...

11.08.2016 Kendime Not: Kontrol zamanı geldi, doktorcum muayene sonucu hipotezim lezyonların kaybolmuş olması dedi. İkinci MR sonucu birincinin aynı, lezyonum olduğu gibi, tam da olduğu yerde duruyor. Büyümemiş olması çok iyi dedi doktorcum, büyümesini istemeyiz çünkü çok pis bir yerde... Haydaaa bu da nereden çıktı doktorcum, MS falan diyorduk. Ama ben sürekli düşünüyorum ne yapacağız, yapacak bir şey yok dedi, bunu buraya ben koymadım, kim koydu bilmiyorum, 6 ay lezyonumuzu unutma kararı aldık. Unutma konusunda çok başarılıyım ya bunu da unuturum!!!

22.02.2017 Kendime Not:  6 ay ne çabuk geçti anlamadım, hayata dair hiç bir ilerlemem yok sanki. Tanımlanamayan lezyonumuz durduğu yerde olduğu boyutta beklemede. - Aman canım büyümesin, bak işte namussuz çok kötü bir yerde, ameliyat etsek felç bırakır bir yere!!! Sağ ol, var ol doktorcum ben gideyim bir yıl sonra geleyim.